Yazılar kalsın, hatıra kalsın, büyüyünce okuduğunda yüzünde kocaman bir gülümseme kalsın, eğer birgün ben olmazsan aramızda kopmayan bağ olsun, ilerde senin de bebeğin olduğunda acaba ben ne zaman yürüdüm anne? diye sorarsan cevabını kesin alabilesin diye, ne kadar hayatımı aydınlattığını, hayatta en çok seni sevdiğimi bil diye, her sabah ilk işimin senin gelişmelerini yazıya dökmek olduğunu bil diye yazıyorum buraya.
Ama....
Ama, gözlerinin karasının kalbime nasıl bir ışık verdiğini,
uyumaya gittiğimizde numaradan gözlerini kapatıp ağzını açtığındaki duygularımı,
ufacık bir olay karşısında yaptığın mimiklerini,
yürüyüşünün endamını,
yemek yerken sevmediğin birşey olduğunda tükürürken, ben gülmemek için kızıyormuş gibi yaparken benim surat ifademi,
Koltuğa tırmanırken bacağını atışındaki herzamankiliği,
çiş derken, sinek kovarken, düt düt derken çıkardığın dii sesinin vurgusunu,
heyecanlandığında bacaklarını sopa gibi yaptığındaki halini,
dans edişini,
yan yan bakarken gözlerinin halini,
sarılırken minicik ellerinle sırtıma pıt pıt yapışındaki sıcaklığı,
benim canımı acıttığında ağzını açıp öpecekmiş gibi yapıp ,öpmeyi bilmemeni,
birşeyi yaparken zorlandığında çıkardığın "ihş" sesinin nasıl hoşuma gittiğini,
kahkahanın o muhteşem tonunu,
birşeyi mama sandalyenenin masasına koymamı istediğinde işaret parmağının o halini,
çenenle gıdığının arasının nasıl yumuşak, nasıl tatlı öpüldüğünü,
seni hoyratça severken senin nasıl mest oluşunu,
numaradan ağlarken ağzının o uzatılmış ve yuvarlak halini,
kokunu,
ve yüzlerce soyut,anlatılmayan anları,
Nasıl anlatayım?
Anlatamıyorum bebeğim,
Unutulurmuymuş ki....
Her şeyi unutsamda sevgim yeter...
Tek unutulmayacak şey;
Sevgim...Tarifi mümkün olmayan his....