20 Kasım 2009 Cuma

Heeyyy 17 aylık olduk bugün...

Bakmaya doyamadığım...
Sakınmaktan bakamadığım...
Büyüyorsun günbegün...

İlkokul...



Çok severdim...Bizden biriymiş gibi gelirdi bana Cin ali...Saman kağıttan, seri halindeki kitaplardan en çok kırmızı olanını severdim ben, neydi serinin adı hatırlamıyorum...Şimdi kızıma aldığım kitaplar nasıl renkli, nasıl zengin kağıtlı..Ama Cin Aliye değişmem hiçbirini...O tanımayacak Cin Ali'yi, tanısada sevmez şimdiki zamaneler zaten, düğmesine bastığında sesler çıkaran şarkı söyleyen kitaplardan sonra hiç sevmezler hemde, üstüne dalga geçerler birde.

Yaşlanıyor muyuz ne?

Siyah ilkokul önlüğüm en moda olanındandı:)) Nasıl güzel gelirdi bana, elbise gibi...

O kadar çok hatıra canlanır ki ilkokul yıllarımla ilgili kafamda, bazıları da silinip gitmiş, arkadaşlarım hatırlatır bazen...

Tam 19 yıl geçmiş ben ilkokulu bitireli.. Okulun bahçesinde kovalamaca, lastik, dansa davet oynadığımız ilkokul arkadaşlarım bu Pazar buluşuyorlar...Bensiz.

18 Kasım 2009 Çarşamba

2 gün önce çektiğim bu fotoğraflara ne kadar büyüdüğünü, beni taklit ettiğini, içine birazcık espiriler de serpiştirerek yazmayı düşünüyordum oysa ben.
Ama dün akşam bakıcımızla geçen diyolag benim tüm ivmelerimi başaşşağı edip, omuzlarımın, parmak uçlarımı yerlerde süründürecek kadar düşmesine sebep olduğundan bambaşka bir yazı çıkacak ortaya;
Eve girdim, Rüyacığımla sarmaş dolaş olduktan sonra, terliklerime baktım portmantoda yoklar (gezemem hiç terliksiz) .
Yukarı seslendim, terliklerimi gördün mü diye sordum.
Yukarda, burda dedi(ama hemen anladım onun ayağında olduğunu)
Alt kata indirdi bana getirdi,
-Ben patik giydiğimden aramıyorum terlik falan dedi. Ya deme işte, söyleme yalan. Öldürcek değilim ya seni terliklerimi giydin diye.
E tabi ben hemen giydim terliklerimi...Sıcacık....
Sen giymişsin dedim...O ne cevap verdi duymadım bile ama şeytan dedi, "Ya kardeşim neden yalan söylüyorsun, neden? Sana çocuğumu emanet ediyorum, herşeyde mi yalan söylüyorsun?" demek geldi içimden.Sustum......
Tüm gecem zehir oldu, aklım karıştı, sinirlerim bozuldu....
Eve kamera ne zamandır taktıracaktım da fiyat araştırması falan yapıyodu bizimkiler, bugün dedim hemen, en kısa zamanda takılsın.

Hepsi mi aynı yoksa ben mi şanssızım bilemiyorum..
Yazdıkça sinirlerim bozuluyor ya yazmıyorum, kızdığım insanların sayısı artıyor yazmıyorum daha fazla.Nokta....



17 Kasım 2009 Salı

Ordan burdan...

Unutmamak adına not alıyorum kendime; yutma konusundaki zorlanmalarım sona erdi yazmıştım daha önce, ama cesaret edip kahvaltısını ayrı ayrı yediremiyordum ben hala, yaklaşık 1 hafta önce bizim gibi yiyor artık, elveda mama şeklindeki kahvaltı...
Kitaplarından bile favori oyuncaklarımız çay-pasta takımımızla oynarken araya yaratıcı oyunlar sıkıştırıyorum; tabak, çatal, kaşık, bıçak, bardak ve fincanları ayrıştırma oyunu, tabakları şurda, fincanları şurda ayrı ayrı toplayalım şeklinde; ilk başta güzelce aynı olanları yanyana koyuyor sonuna doğru cıvıklaşıp havadan atmalar, hepsini birbirine karıştırmalar başlıyor.

Hafif estirikli bi bücür benimki, durup dururken bastıra bastıra ve sesini kademeli olarak yükselterek dedededede diye çınlatıyor kulağımı, mimiklerini de işin içine katınca yemek farz oluyor benim adıma:)))

Uyku düzenimiz değişik bir hal aldı 1 haftadır; sabah 10'da 11 'de kalkmalar, dolayısıyla gündüz uykusu akşam saatlerine, gece uykusu ise 11'lere kaydı, kendi oluşturdu işin garibi bu düzeni ama ben sevmedim...
Bi yoluk kedisi var - Gri- onu da aldık yanımıza dün gece uyurken..Sarılırken Griye de bana da yetti ufacık kolu...


İstediği şeyin verilmemesi veya numaradan ağlama halindeki ağız yapısı...Bayılıyorum ben bu haline...aslında her haline....

Ahhh kalbimin en kırmızı, en pürüzsüz, en güzel kokan gülü...
Parlak yüzlüm....

16 Kasım 2009 Pazartesi

Selçuk Şoray, MS, minik kuş...




Ortaokul yıllarında tanıştık biz. Kim tanıştırdı, neden tanıştırdı, nasıl tanıştık hiç hatırlamıyorum. O bakırköy Lisesinde ben Yahya Kemal Beyatlı Lisesinde.
Üniversite hazırlık için gittiğim dersanede bi baktım aynı sınıftayız, tanıdığız ya aynı sırayı paylaştık..hayatımda tanıdığım en komik insanlardan biri..O yıl ikimizde kazanamadık üniversiteyi :)))
Neyse bir sene sonra hırs yaptım ben, kazandım, o da...Sınavlardan sonra merak içinde telefon ettim ona,
- Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otelcilik kazandım, 4 yıllık dedi,
- Ben de Anadolu Üniversitesindeyim, dedim, inanmadı,
- yine şaka yapıyorsun, dedi .
- valla bak, dedim. İnandı..
Buluştuk kampüste, hep birlikteydik, İstanbula dönüşlerimizi bile denk getirdik, trene hep birlikte bindik.
O bana minik kuş der, sırık boyuna rağmen ben ona minicik kuş...
Abisinin adı Timur, o Selçuk...
Türkan Şorayın yeğeni diye kandırdığım çok olmuştur insanları...
2.sınıfta mı? 3.sınıfta mıyız ? bilmem.Telefonlaşıyoruz..
- Elif, ben okulu bırakıyorum..
- Ağzından çıkanı kulağın duyuyo mu Selçuk?
- Hastayım...
- ....
- Neyin var?
- Sol tarafımı hiç hissetmiyorum, hiç...
Meğer MS hastasıymış minik kuş, tedavi gördü yıllarca, hala daha gün aşırı iğne yaparmış kendisine...
Ne o benim düğünüme geldi, ne ben onun düğününe gittim...
Ama hep iyi arkadaşımdır o benim...
Kitap yazmış..
Adresimi verdim, çabuk gönder dedim...
Elimde bi türlü bitiremediğim ve sırasını bekleyen 3 tane daha kitabımı bi kenara bırakıp, bu akşam bir solukta bu kitabı okuyacağım...
Minik kuş, can dostum, güzel insan...İyi ki varsın....

14 Kasım 2009 Cumartesi

Bir küçücük kız çocuğu bak, duruyor orada hala...


Ben eskiden komik bir insandım, ince esprileri olan, istediği herkesin taklitini yapabilen, üstüne bir de danslı minik kabareler düzenleyen(ev ahalisine tabi).

Hatta bababım en büyük hayaliydi tiyatrocu olmam.


Sonradan ben büyüdükçe içimdeki kız çocuğu da benle birlikte büyüdü, gün geçtikçe seyrekleşti ziyaretleri, zamanla hiç gelmez oldu. Bazen pencereden kafasını uzatsa da hemen döner arkasını gider oldu.


Neden mi? Bilmiyorum...Ya dünyanın gidişatından ya da benim gidişatımdan...........


Şimdilerde tekrar gelmeye başladı içimdeki kız çocuğu...

İşten eve döndüğümde ben montumu, çantamı hızla çıkarmaya çalışırken , o, bir bakıyorum dizlerinin üstüne çökmüş Rüya' yla yakalamaç oynamaya başlamış bile, kikirdeyip duruyorlar....


Ahh içimdeki kız çocuğu, hoşgeldin.


Nasıl da özlemişim...

13 Kasım 2009 Cuma

Soğuk taş...

Bakıcımız sabahları geldiğinde benim telefonumu çaldırır kapıyı açmam için, Rüya uyanmasın diye..
Sabah herzamanki gibi çaldırdı telefonumu, kapıyı açmaya gittim..
Açmamla şok olmam bir oldu..
Kucağında Rüya...Bana bakıyorlar...
Hiçbirşey diyemedim, gözlerimden anladı zaten, konuşmama gerek yoktu soru işaretlerini görmek için...
- Otobüs durağına kadar inmiş, arabaların altında kalıyordu, zor kurtardım... dedi.
Arkamı döndüm ve verandanın kapısını açık bıraktığımızı farkettim, ordan çıkmış...
Yere çöreklendim, kucağıma bile alamadım kızımı, şokumdan...
Kapının önüne çıktım kilittaşlı yola yüzüstü sereserpe yattım, taş içimdeki acıyı çeksin diye...
İki kişi karşılıklı geçmiş , midemle kalbimi öldüresiye sıkıyorlar gibi bir his bu....
Birşey olsaydı bende ölürdüm diyorum sürekli kendi kendime...
Ulaşı arıyorum hemen, geliyor...
-Nasıl bırakırsın kapıyı açık? diyorum..
-Nolcak yaa diyip gülüyor....
Sinirimden ölmek üzereyim ben asıl....Bir de vicdan azabından....
Gözlerimi açıyorum...
Saat 07:10
Sıcacık yatağımda enfes bir uyku çekmişim...
Off rüyaymış desemde hala etkisindeyim....

12 Kasım 2009 Perşembe

Hasta olmasın diye...

Çiçek demeyi öğrendi haspam.
Sırayla ben söylüyorum o tekrarlıyor; Baba, dede, gel, kedi, çiçek, Ulaş...Araya çaktırmadan anne yerleştiriyorum ki o gazla söyleyiversin diye, ama o söyleyebildiklerinden birini seçip yerleştiriyor ağzına, demiyor...
Bir iki kere duyanlar oldu anne dediğini, ben de duyduğum halde öylesine çıkan bir kelime olduğunu biliyorum, demiyor.

Geçenlerde bloglarda bi kuşburnu pulpu yararları konuşuluyordu, kimdi, ne demişti, nasıl yedirilecekti bulamadım.Aldım da...yardımcı olunuz lütfen...yoksa marmelat yapıcam valla..


Hımm bir de demeden geçmeyeyim, Trabzon hurması; yararları saymakla bitmez, özellikle çocuklar için bağışıklık güçlendirici, şimdi mevsimi, salı günü pazardan aldım yumuşaklarından, dün kocamanını hüplettik Rüyayla, çok sevdi..-fotosunu çektim ama aktaramadım, Rüya dışında çektiğim bir fotoydu,tüh:))-
Bir de balkabağı çorbası yaptım, onun da mevsimi şimdi....Çok yararlı..Gdo' lar gelmeden bol bol yenmeli.