23 Şubat 2011 Çarşamba

19 şubat 2011

 Cumartesi günü Rüya' nın arkadaşının doğumgünüdeydik...
Uykusunun gelmesi haricinde oldukça eğlendik...

Şimdiden pek meraklı makyaja, ilerde neler olur göreceğiz bakalım :))

Bütüün çocuklar toplanıp hediyeleri açarken, akabinde yanıbaşında yanan janjanlı pastayı hiç umursamadan sadece eline geçirdiği bu baloncuk yapma oyuncağıyla oynadı...
Vah garibim, ne biçim anneysem ben de, hiç mi almadın şu zavallıcığa bu oyuncaktan...

18 Şubat 2011 Cuma

Sorun anlaşıldı :((

Dün akşam;
                            Baba: Bugün de ağladın mı kızım okula giderken, dün ağlamıştın ya?
                            Rüya: Annemi istediğim için ağlamıştım, onu mu diyosun?

Sanırım son günlerde ağlaması okulu sevmediğinden değil, benden ayrılmak istememesinden, gel gör ki aynı boşlukları yaşıyormuşuz içten içe....
Ben de son günlerde sürekli ondan ayrılmanın huzursuzluğu içerisindeyim, kafam karışık...

Bir de kendi çapımda, tek kişilik bir kampanya başlattım restaurantlarda kızıma servis açmayan garsonlara karşı....
En azından bizden sonra gelen ve gelecek olan çocuklu ailelere her seferinde servis açmayı öğrenecektir.....
Bireylik yaşta değil baştadır, bunu öğrenecektir...

17 Şubat 2011 Perşembe

Güzel bir gün...

Eğeeer, dışarıdaki hava üzerimdeki kabanımı çıkartma gereği duyduruyorsa bana, içimdeki karartıları da o kabanla birlikte çıkarıyorum, bunu anladım...
Beni bu güzel havalar iyileştiriyor...
Kızıma yazlık elbise almaya başladıysam eğer, yazın gelmesi yakındır, kelebeklerim kozalarından çıkmaya başlamışlardır demektir...
Mart kapıdan baktırsa da arkası bahardır.....Bekleriz....

05.02.2011 tarihinde, Cumartesi sabahı sürpriz bir şekilde benim için hazırlanmış doğumgünü pastam :))
Rüya' nın deyimiyle "doğumgübü pastası"...
Canımın içi, seninle üflerken o mumu, dilek tuttum;
Senin için....Bizim için...
İkimizin nefesiyle söndürelim her zaman....

11 Şubat 2011 Cuma

Kitaplık işi tamamdır...

 Çocukcazım bizim kitaplığı kullanmak zorunda kalıyordu :)
Uzun zamandır aklımdaydı odasına bir kitaplık yaptırmak, nihayet geldi, monte oldu, sildik süpürdük, kitapları dizdiiiik:)
 İncecik, yer kaplamayan ama çok kitap alan işlevsel bir kitaplık...

Okusun da büyüsün nenni :))

Herkese mutlu hafta sonları....

3 Şubat 2011 Perşembe

Hayat....


 Dün..
Anne olan herkes, " ben olmazsam ne yapar?" diye düşündü.
Kendisi için değil, evladını yalnız bırakmaktan korktuğu için, ölümden korktu...
Anne olan herkes, şöyle bir baktı çocuğuna...
Dua etti...

 Haftasonu hiçbir planımızı gerçekleştiremedik, hayat her zaman planladığımız gibi olmuyor maalesef...
Ayı Yogi sözümü unutmuş değil, ben de....

27 Ocak 2011 Perşembe

Açım...

Haftanın ortasını geçtiğimiz günden itibaren, benim haftasonu planlarım başlar;
Cumartesi, Ayı Yogi izleriz,
Pazar, Büyükbabaannede zaten kahvaltıya davetliyiz, ben ona dizlerinin ağrısını geçirecek bir ilaç aldım o da bize çörek falan yapacak...
Şimdiden, sıcacıkken içine süreceğim tereyağı ve beyaz peyniri düşünüyorum, üzerine de onun meşhur baharat karışımından...Biber salçası da sürcem :)
Öğlen olmuş, yemeğe gitsem iyi olacak :))
Görsel : Etsy

26 Ocak 2011 Çarşamba

Hamile olduğumu öğrendiğim gün....

Farkında mısınız bilmem? 3 gündür ne kadar düzenli olarak yazılarımı yazıyorum; haftasonu buluşmamızda, sevgili Aslının, yazmadığında kızıyorum, sizi uzun zamandır takip ediyorum demesi bi hayli gaza getirdi beni, onure oldum, mest oldum...Buradan teşekkür ve sevgilerimi yolluyorum :))


Annelerin dünyasını uzun zamandır boşlamış olmam ve bu haftaki konunun da benim konum olması da tam baskı yapmışken üzerimde değerlendireyim dedim.

Hamile olduğumu öğrendiğim gün, yeni hayatımın ilk günüydü....

25 Ocak 2011 Salı

4-5 saatin özeti...

Hafta içi, eve saat kaçta gelmişsek gelelim, her akşamımız aynı rutin;
Eve girince çekmeceyi açıp, bir çikolatalı sütü alıp, Baby Tv açtırılıp, karşısına yeşil sandalyesi çekilir ve bu en fazla 15-30 dk.sürer, sonrasında televizyonu kapatır ve bebeklerini ya yere serdiği yastıklar üzerine ya da koltuğa dizer...Sıkılmadan her akşam...
Bense fırsattan istifade makyajımı, lensimi çıkarırım ve üstümü değiştiririm...Eğer henüz çağırılmadıysam biraz bilgisayara bakarım, ojemi çıkarırım, biraz kitap okurum veya makineye çamaşır atarım, yarın giyeceklerini hazırlarım vs.vs...

Sonra aşağıdan seslenir bana;
"Annee, bebeklerim seni özledi, gel bizimle sen de uyu"
Ben aşağı inerim, o ışıkları kapatır,
Biraz yerlerde sürünmek suretiyle uyuyomuş gibi yaparız... 
 Sonra, akşam yemeğine kadar yemesi için birşeyler getiririm, genelde kuru üzüm,fındık,kuru dut gibi şeyler...
Biraz( en fazla) 5 dakika kadar haberlere bakarım...
O, o saatlerde kakasını bezine yapmış olur,
Birazcık ikna çalışmalarımdan sonra, odamıza çıkarız, ben onu okul kıyafetlerinden komple arındırırım ve poposunu banyoda yıkadıktan sonra, üstünü giydiririm...
Orada yarım saat kadar oynaşırız, yakalamaca, mıncıklamaca, eğer o aşağıdayken yapmadıysam ve çamaşır varsa bana yardım eder,makinaya çamaşırları atarız, o kapağın içindeki deterjana bakar illa ki, dişlerini fırçalarız, illa ki 2 adet kitap seçip, yatağın yastıklarını sırtımıza dayayıp, kitap okuruz, önce ben sonra o....
Sonra yemek faslı vs....
Ne kadar sıkıcı ve sıradan di mi?
Bayıltıcı...
Cık, değil, benim için hiç değil...
Bu rutinler bana nasıl haz veriyor anlatamam,
İlk yarım saatte kendimle kaldığım saatler,
Sonra onunla cilveleşmelerimiz,
Tüm günümün en rahatlatıcı saatleri bunlar...
Asıl özgürlüğümü, onunla geçirdiğim esaret saatlerinde bulmak....
Çelişkili gibi ama hiç değil...