17 Haziran 2009 Çarşamba

ilk doğumgünü hediyemiz:))

Tam işyerimin kapısından çıktım saat 15.00 gibi, kargocu seslendi;
-Elif hn.bi paketiniz var,
- Onu bekliyodum oley ver,
-İmza?
- Gidiyorum, içerde imzalat.
Nerden geldiğini biliyorum ya, hışımla yırttım poşeti, kocaman bir orman sesleri kitabı, bayıldım, ilk hediyemiz olduğu için daha bi bağlandım.
Bu hediye benim için çok değerli; hem ilk yaş günü hediyemiz hemde hiç beklemediğim anda böyle bir sürpriz kalbimin içine işledi.Sonsuz teşekkürler.

Eve gittiğimde;
- Rüyaaa 1 yaşının ilk hediyesi geldi kızım,
- Aaaa.

16 Haziran 2009 Salı

Rüya iş başında...


Tamamen yürüyünce herşey ama herşey karıştırılıyor...
















ilkokulum...çok üzgünüm...

Taş Mektep’in ölümünü izledik
Önceki akşam çıkan yangında küle dönen, birçok ünlü ismin sıralarında oturduğu tarihi Bakırköy İlköğretim Okulu’nun yanış sebebi henüz belli değil. İhmalkarlıktan yakınan mezunlar ve mahalle sakinleri "Bir süredir okulun ölümünü izliyorduk" dedi.CAHİT Sıtkı Tarancı, Münir Özkul, Adile Naşit, Şener Şen, Neriman Köksal ve Cem Karaca’nın mezunları arasında bulunduğu, "Taş Mektep" olarak bilinen Bakırköy İlköğretim Okulu’ndan cuma akşamı dumanlar yükseldi. 1865 yılında yapılan binanın içinin ahşap olması nedeniyle itfaiyenin müdahalesine rağmen yangın kısa sürede alt katlara sıçradı. Tinercilerin çıkardığı ileri sürülen yangında bina kül oldu. Kartaltepe Mahallesi’ndeki okul depremde hasar görmüş ve 2003’te boşaltılmıştı.İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer "Şimdi tam yangın projesi oldu. Okul kullanılamayacak derecede yandı" diye konuştu.’Belki de bilerek yakıldı’Taş Mektep’te 20 yıl görev yapan emekli öğretmen Nebahat Önan, "Bu okul benim gençliğimi izledi. Ben de onun ölümünü izliyorum" dedi. Taş Mektep’in mezunlarından Sibel Kulu da şöyle dedi: "Okulla kimse ilgilenmedi. Belki de bilerek yakıldı." Yeni Mahalle Muhtarı Nihat Şahin, "Restorasyon yapılacağı söylendi. Ama bir yıldır çivi bile çakılmadı. Mahallemizde başka okul yok" dedi.

12 Haziran 2009 Cuma

Uyuyan güzel...



Ama bu kadar güzel uyuyosun madem neden akşamları uyumadan önce beni perişan ediyosun minik şekerim..

11 Haziran 2009 Perşembe

Ben de sevmem ki...


E artık yaşına girmek üzere minişim ama çok önemli bir problemimiz var;

Sütten nefret ediyor..

Devam sütlerine aylar boyu alıştırmaya çalıştım ama hep malup oldum, geçen gün aptamil 1 vereyimde bir deneyeyim dedim; Rüya içeceklere bayılıyor hele de bardaktan olursa ne olursa içiyor ve ben buna güvenip dedim kesin içer, bardağı karşıdan görünce el çırpmalar başladı tabi..

İlk yudum;

Böeöeğğ...

Yıkıldım.

Tek iğrendiği içecek süt.

Kızamıyorum çünkü bende ağzıma sürmem ama çalışmalar yılmadan devam edecek...

10 Haziran 2009 Çarşamba

10 gün kala...

Doğumgünümüze çok az kaldı..
Herkes partimiz için önerilerde bulunsun, tüm bloggerlar iş başınaaaa....

9 Haziran 2009 Salı

Ben kaçıyorum vallahi...


Sabahları işe giderken hani anlatıyoruz ya "kızım ben işe gidiyorum, geleceğim" diye. Artık ben anlatamıyorum ve ufaktan kaçıyorum, çünkü kucağımdan indirdiğim anda ağlama krizine giren kızım bu durumu anlayacak gibi değil, napim. Yol boyu vicdanım sızlıyor ama ben çok yoruldum son 2 haftadır.

Kucağıma gelmek için ağlamaması gerektiğini anlatmak için herşeyi deniyorum ama nafile; almıyorum susana kadar ama çok uzun sürüyor susması. Sinirlerim aşırı bozulmuş durumda ve saçma sapan bağırıyorum çocuğuma.

Sanırım ben beceremiyorum bu mesleği.

8 Haziran 2009 Pazartesi

geldik biz.


Eveet 1 haftalık istanbul gezimizden boyumun ölçüsünü almış olarak geri döndükk.

Gitmeden önce başlayan öksürükler bir anda o kadar feci bir duruma geldi ki nasıl bir anda oluverdi onu da anlayabilmiş değilim böyle ciğerlerine kadar indi köhür köhür öksürükler minişimin, gider gitmez doktora göründük ve ilk defa antibiyotik içmek zorunda kaldı Rüya, allahtan hiç ateşi çıkmadı.

Ama o antibiyotiği içirene kadar neler çektiğimi siz düşünün, zaten bir hafta boyunca neler çektim onu da yazıcam.

Ablamın evi Melikenin düğününden dolayı çok kalabalıktı; Rüya çok sakin bir hayata alışık olduğu için huyu tamamen değişti, adeta yapışık olarak gezdik bir hafta boyunca, kimseye gitmedi, 1 dakika bile bıraksam ağlama nöbetlerine girdi. O kadar çok yapıştıki bana elimden tutmadan yürümediği için kendi kendine bile yürümeyi unuttu nerdeyse.

Sadece dışarda gezerken rahat ettim çünkü pusetinde çok güzel durdu o da ben sürersem tabi...

Bir kıyafet bile denetmedi bana mağazayı birbirine kattı.

Ama öyle böyle değil bu yapışıklık çok bunaldım çok, anlatamam.

Sürekli bir çocuk ağlarmı ya, hiç mi nefes aldırmaz.

Hastalıktan mı ortamdan mı huyu bu kadar değişti bilmiyorum ama çok bunaldım.

Dişleride 8 yaptık bu arada, doktorda dedi; dişlerde direncini düşürdüğü için hasta olmuş olabilir diye.

Ve ben İstanbul tarfiğinde arabayı böyle kullanmak zorunda kaldım, yanımdaki kucakta oturmadığı için,yaklaşık 1 saat ağladı kucağıma gelmek için..Daha ne diyim...